Hikayemiz

THE ELEGANCE OF ORIGINS

Yaklaşık 1.700 yıl önce, Kapadokya’nın kalbinde, Uçhisar Kalesi olarak bilinen büyüleyici zirve, doğal yapısı ve stratejik konumu sayesinde hayati bir yerleşim yeri ve gözetleme kulesi olarak duruyordu. Zamanın krallıklarının kilit kalelerinden biriydi.

Nefes al, rahatla, yeniden bağlan

Bu diyarın hükümdarı Kral Arastes, bölgenin eşsiz jeolojik oluşumlarını kullanarak, yerin derinliklerinden göğe kadar uzanan muhteşem bir taş saray inşa ettirdi.

Uçhisar Kalesi krallığın gözetleme noktası olarak hizmet ederken, bugün “The Kingdom of Cappadocia Luxury Cave Hotel”in bulunduğu alan bir zamanlar Kral Arastes’in özel ikametgahıydı. Ancak burası bir saraydan daha fazlasıydı; sanatçıların, filozofların ve kahinlerin bir araya geldiği ve önemli kararların alındığı kutsal bir alandı.
Kayaların içine oyulmuş salonlar, yıldızlara bakan teraslar ve yer altı geçitleri… Hepsi bu görkemli sarayın parçalarıydı.

Kayaların içine oyulmuş salonlar, yıldızlara bakan teraslar ve yer altı geçitleri… Hepsi bu görkemli sarayın parçalarıydı.

Uçhisar Kalesi krallığın gözetleme noktası olarak hizmet ederken, bugün “The Kingdom of Cappadocia Luxury Cave Hotel”in bulunduğu alan bir zamanlar Kral Arastes’in özel ikametgahıydı. Ancak burası bir saraydan daha fazlasıydı; sanatçıların, filozofların ve kahinlerin bir araya geldiği ve önemli kararların alındığı kutsal bir alandı.
Kayaların içine oyulmuş salonlar, yıldızlara bakan teraslar ve yer altı geçitleri… Hepsi bu görkemli sarayın parçalarıydı.

Kayaların içine oyulmuş salonlar, yıldızlara bakan teraslar ve yer altı geçitleri… Hepsi bu görkemli sarayın parçalarıydı.

Uçhisar Kalesi krallığın gözetleme noktası olarak hizmet ederken, bugün “The Kingdom of Cappadocia Luxury Cave Hotel”in bulunduğu alan bir zamanlar Kral Arastes’in özel ikametgahıydı. Ancak burası bir saraydan daha fazlasıydı; sanatçıların, filozofların ve kahinlerin bir araya geldiği ve önemli kararların alındığı kutsal bir alandı.
Kayaların içine oyulmuş salonlar, yıldızlara bakan teraslar ve yer altı geçitleri… Hepsi bu görkemli sarayın parçalarıydı.

Kayaların içine oyulmuş salonlar, yıldızlara bakan teraslar ve yer altı geçitleri… Hepsi bu görkemli sarayın parçalarıydı.

Ancak Roma İmparatorluğu’nun yayılmacı politikaları bölgesel krallıkların bağımsızlığına son verdi. MS 17’de İmparator Tiberius’un yönetimi altında Kapadokya Krallığı ilhak edildi ve bir Roma eyaleti haline getirildi. Roma etkisiyle Kapadokya, erken Hristiyanlığın en önemli merkezlerinden biri haline geldi.

Krallığın eski ihtişamı, manastır inzivalarına ve yeni bir inancın doğuşuna yol açtı. Günümüzün mağara kiliseleri ve yeraltı şehirleri hala bu dönüşümün izlerini taşımaktadır.

Ancak Roma İmparatorluğu’nun yayılmacı politikaları bölgesel krallıkların bağımsızlığına son verdi. MS 17’de İmparator Tiberius’un yönetimi altında Kapadokya Krallığı ilhak edildi ve bir Roma eyaleti haline getirildi. Roma etkisiyle Kapadokya, erken Hristiyanlığın en önemli merkezlerinden biri haline geldi.

Krallığın eski ihtişamı, manastır inzivalarına ve yeni bir inancın doğuşuna yol açtı. Günümüzün mağara kiliseleri ve yeraltı şehirleri hala bu dönüşümün izlerini taşımaktadır.

Ancak Roma İmparatorluğu’nun yayılmacı politikaları bölgesel krallıkların bağımsızlığına son verdi. MS 17’de İmparator Tiberius’un yönetimi altında Kapadokya Krallığı ilhak edildi ve bir Roma eyaleti haline getirildi. Roma etkisiyle Kapadokya, erken Hristiyanlığın en önemli merkezlerinden biri haline geldi.

Krallığın eski ihtişamı, manastır inzivalarına ve yeni bir inancın doğuşuna yol açtı. Günümüzün mağara kiliseleri ve yeraltı şehirleri hala bu dönüşümün izlerini taşımaktadır.

Nefes al, rahatla, yeniden bağlan

Ancak Kral Arastes’in son bir dileği vardı: Ölümünde bile bu topraklarla bir kalmak. Sarayın derinliklerinde, sadece birkaç güvenilir hizmetkarının bildiği gizli bir mezar odası inşa ettirdi. Efsaneye göre, kralın ruhu hala burada yaşıyor ve barışı, bilgeliği ve dinginliği gözetiyor.

Yüzyıllar boyunca, bu yapı taşın altında uyuyan bir sır gibi unutulmuştu. Ta ki bu antik sarayın kalıntıları yeniden keşfedilip “The Kingdom of Cappadocia Luxury Cave Hotel” olarak yeniden doğana kadar.

Bugün, otelimiz sadece kalacak bir yerden çok daha fazlası; geçmişle bugünü harmanlayan ve The Kingdom of Cappadocia’nın mirasını taşıyan bir zaman geçidi. Her oda kralın hikayesinden bir parçayı; her taş bir anıyı; ve her mağara bir fısıltıyı barındırıyor…

Up